Kayıtlar

Resim
  22 MART- DÜNYA SU GÜNÜ   Dünya Su Günü, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 22 Mart 1993’te Dünya Su Günü kararının imzalanmasından sonra her yıl kutlanmaya başlamıştır. Gün; her yıl imza tarihi olan 22 Mart’ta tatlı su kaynaklarının önemine dikkat çekmek ve tatlı su kaynaklarınını sürdürülebilir yönetimine dikkat çekmek amacıyla ilan edilmiştir. Birleşmiş Milletler-Su (UN-Water) tarafından koordine edilen gün, Dünya Çevre Günü gibi her yıl farklı bir tema ile kutlanmaktadır. Bu yılın teması “ Yeraltı Suyunu Görünür Yapmak ” olarak belirlenmiştir. Peki yeraltı suyu nedir ve niye önemidir? En basit şekliye anlatılmaya çalışılırsa, kayaların jeolojik formasyonu sonucunda akiferlerde bulunan ve depolanan sudur. Yeraltı suyu görünmez olmasına rağmen, etkileri her yerde görülebilmektedir. Bizler farkında olmasak da ayaklarımızın altında yaşam için görülemeyen bir hazine vardır. Ancak iklim değişikliğinin etkileri...

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN ÇEVRE HEDEFİ: SIFIR KİRLİLİK

Resim
  Geçtiğimiz hafta Kıbrıs Avrupa Birliği Bilgi Merkezi tarafından organize edilen “Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Sıfır Kirlilik” webinar etkinliğinde Moderatör olarak görev aldım. Kıbrıs Türk Toplumuna gelen yardımların koordinesini sağlayan AB Program Destek Ofisi Bölüm Şefi Virve Vimpare ile Avrupa Çevre Ajansı Hava Kirliliği, Çevre ve Sağlık Grup Başkanı Dr. Catherine Ganzleben’in konuşmacı olduğu etkinliğin başarılı geçtiği düşüncesindeyim. Birbirinden değerli iki konuşmacımız bize faydalı bilgiler vermiştir. Virve Vimpare, AB Program Destek Ofisinin Kıbrıs’ta yaptığı çalışmalar hakkında bilgiler verirken, Dr. Catherine Ganzleben ise Avrupa Çevre Ajansı bakış açısı ile ilgili sunum yapmış ve konuyla ilgili bilgi vermiştir. Bu organizasyona katkı koyan başta AB Bilgi Merkezi ve çalışanları olmak üzere diğer tüm kişi ve kurumlara teşekkürler. AB Hedefi Sıfır Kirlilik diye yazının başlığını okuyan okurlarımızın bazıları belki de ne diyor bu adam diye düşünmüşlerdir. Katı atıkl...

5 Haziran Dünya Çevre Günü

Resim
  Birleşmiş Milletler, 1972 yılında, İsveç’in başkenti Stockholm’de gerçekleştirilen Çevre Konferansında alınan kararla, 5 Haziran’ı “Dünya Çevre Günü” ilan etmiştir. Ülkeler, 5 Haziran günleri, çevre sorunlarına dikkat çekmek, toplumda farkındalık yaratmak amacıyla her yıl çeşitli faaliyetler gerçekleştirmektedir. Bu yıl belirlenen tema “Ekosistem Yenilemesi (Restorasyonu)” temasıdır ve sosyal medyada, #generation restoration şeklinde paylaşımlar yapılarak, ilgiyi artırmak hedeflenmektedir. Ne yazık ki biz insanlar, uzun zamandır gezegenimizin ekosistemlerini bozuyoruz. Bugün Dünya’da, her üç saniyede bir futbol sahası büyüklüğünde bir orman arazisi kaybolmaktadır. Son yüzyılda, sulak alanlarımızın yarısına zarar verdik. Bugüne kadar mercan kayalarının yüzde ellisini kaybettik ve küresel ısınmayı 1.5 derece santigratta tutabilirsek, 2050 yılına kadar mercan kayalarının yüzde doksanını kaybedeceğiz. Ekolojik yıkım yaşıyoruz. Ekosistem yenilenmesi, doğayı sömürmekten iyileştirmeye g...

ULUSLARARASI BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK GÜNÜ

Resim
  Biyolojik çeşitlilikle ilgili sorunlara dikkat çekmek, halkı bilinçlendirmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin kabul edildiği gün olan 22 Mayıs, Birleşmiş Milletler tarafından “Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü” olarak ilan edilmiştir. Her yıl 22 Mayıs’ta çeşitli etkinliklerle kutlanan Biyolojik Çeşitlilik Günü için,   farklı temalar da belirlenmektedir. Geçen yılki tema “Our Solutions are #in Nature”, “Çözüm Doğadadır” olarak belirlenmişti. Bu yılın teması “We are part of the solution #for Nature”, Türkçesi ise “Doğa için çözümün bir parçasıyız” olarak belirlenmiştir. Bu yılki tema aslında geçen yıl belirlenen temanın devamıdır. Biyolojik çeşitlilik nedir? Niye bu konuya özel gün belirlenmiştir. Öncellikle bu konuda özet bilgi vereyim. Avrupa Çevre Ajansı, biyolojik çeşitliliği tüm dünyada veya belirli bir alanda tür ve gen çeşitliliğine verilen ad olarak tanımlamıştır. Daha anlaşılır şekli ise tüm canlıların (bitkilerin, hayvan...

Çernobil: 26 Nisan 1986, 01:23:40

Geçtiğimiz hafta Çernobil faciasının yıl dönümüydü. Eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetine (SSCB) bağlı Pripyat şehri yakınlarında bulunan Nükleer Santralin 4 numaralı reaktöründe kaza yaşanmıştı. Nükleer enerji ile ilgili görüşlerimi sizlerle önceki yazılarımda paylaşmıştım. [i] Söz konusu kaza, nükleer kazalar içinde kayıtlara geçen en büyük kazalardan biridir. Kaza sonrasında 500,000 den fazla kişinin kazaya müdahalede bulunduğu ve birçoğunun da radyasyona maruz kaldığı bilinmektedir. Kazadan sonra havaya karışan ve taşınan radyasyondan binlerce kişi etkilenmiştir. Ölen kişi sayısında tam rakam verilemese de, bazı kaynaklar, yüzbin civarında kişinin radyasyondan öldüğünü iddia etmektedir. SSCB resmi rakamlarına göre ise ölen kişi sayısı yalnızca 31 kişidir. Bölgeden tahliye edilen kişi sayısı ise 350000-400000’dür. Kazanın oluşumu aslında bir test sırasında gerçekleşmiştir. Bir dizi hatalar zinciri böylesi bir felaketin yaşanmasına neden olmuştur. Nükleer çekirdekte yaşanan erime i...

Salgın, Çevre ve Sonrası

Resim
    İlk Covid vakasının üzerinden aylar geçti. Aşılar bulundu ama bu virüse karşı hala kalıcı bir çözüm bulunamadı. Yaşanan süreç insanların sosyal yaşamlarını, ekonomik durumlarını ve sağlıklarını etkiledi. Peki bu salgının çevreye etkileri ne oldu? Öncellikle yaşadığımız yeni koronavirüs aslında Ebola, AIDS, SARS, kuş gribi ve domuz gribi gibi son dönemde ortaya çıkan hastalıkların sonuncusudur. Tüm bu hastalıkların ortak özelliği ise hayvan kaynaklı olmalarıdır. İnsanların doğayla olan yanlış etkileşimleri aslında yine insanları olumsuz etkilemiştir. Dünyadaki ormanların hızla yok edilmesi, canlıların yaşam alanlarının azalması ve buna bağlı olarak canlı nüfusunun azalması, kaçak avcılık, bazı türlerin yok olması ve canlı ticaretinin artması (özellikle yaban hayvanlarının) ile hayvanlardan insanlara geçen hastalıklarda artış olduğu görülmektedir. Küreselleşen ve yaşamın hızlandığı dünyada, bir bölgede başlayan hastalıklar bölgesel olmaktan çıkıp hızla küresel salgına dönüşe...

Ah Bu Sıcaklar

  Yaz geldi gidiyor ve herkes sıcak havalardan şikayetçi. Sosyal paylaşım sitelerinde birçok sıcaklık değerleri paylaşıldı. KKTC’de ilk kez Çalışma Bakanlığı belli saatlerde güneş altında çalışılmasını yasakladı. Ama aslında biz çevre bilimciler için sıcaklıkların artması pek de süpriz değil, hatta öngörülen birşey. İklim değişikliği tartışmalarının çıktığı ilk dönemlerde bilim dünyası ikiye bölünmüştü. Çevreciler başını çektiği grup iklim değişikliğinin bir gerçek olduğunu ve buna sebep verenin ise biz insanlar olduğunu iddia ederken, karşı grup ise bunun aksine iklim değişikliği olmadığını iddia etmekteydi. Ancak artık günümüzde yapılan yeni birçok bilim çalışma ile iklim değişikliği bilim dünyası tarafından da kabul edildi. Hatta öyle ki uluslararası antlaşmalarla küresel ısınmayı belli bir seviyede tutmayı hedeflediler ve bu konuda önlemler almaya başladılar. Özellikle AB ülkeleri iklim değişikliği nedeniyle öncellikle sera gazı emisyonlarını azaltma yönünde çalışmaya başladıla...